top of page

İNSANLAR YÜZÜNDEN BARIŞAMADIĞIMIZ DIŞ GÖRÜNÜŞÜMÜZ

  • boransenaa
  • 29 Ağu 2020
  • 2 dakikada okunur

Herkese tekrardan merhaba!

Bugün sizinle hepimizin oldukça önem verdiği, bazen bizi çok yıpratan dış görünüşümüz hakkında konuşmak istiyorum. Eminim bu dış görünüş hakkında hepimizin belli bir dönem problemleri olmuştur. Bu sebeple biraz yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim.

Aslında bu tarz dış görünüş takıntıları hepimizin bildiği üzere ergenlik döneminde ortaya çıkıyor. Benim ise bu takıntılarım ergenlik döneminden sonraki zamanlarda ortaya çıkmıştı. Üniversite sınavına hazırlanmadan önce bebek gibi olan cildim bir anda üniversite sınavına hazırlanırken adeta sivilce kusmaya başlamıştı. Stres dedim, geçecek dedim, kötü bir zamandan geçiyorum dedim fakat üniversiteyi kazanmama, üniversite eğitimime başlamama rağmen asla geçmiyordu. Yüzüme doğal maskeler mi yapmadım, aloe vera mı kullanmadım, yok arkadaşlar asla geçmemek adına yemin etmişti bu sivilceler.

Bir de sivilceleri kapatmak için yüzüme bir ton fondöten ve kapatıcı sürüyordum :( Düşünsenize sabah 9 dersine 1 saat makyajla uğraşıp gidiyorsunuz…

Neden bu kadar makyaj yapıyordun diye sorarsanız, insanlar çok acımasız cidden. Herkes düşünmeden yüzünüze her şeyi söyleyebiliyor arkadaşlar. “Ya Sena senin yüzüne ne oldu?” tarzında sorulara birçok kez maruz kaldım. Bunlara da kulaklarımı tıkadım. Sinirim çok bozuldu ama atlatmaya çalıştım. Aslında atlatamadığımı o kadar makyaj yaptığımdan anlayabilirsiniz. Tabii bu arada yüzüm fazla kozmetikten dolayı kırışmaya başlamıştı. Bilmiyorum, belki de fazla mimik kullandığımdan ama bunun da etkisi vardı ne yazık ki.

Kaç kere doktora gittim hepsi birçok tedavi önerdi, hormonlardan kaynaklanıyor denildi içmediğim hap kalmadı. Bu arada ben bir şey fark ettim. Ben ciddi ciddi aynalara, kameralara küsmeye başlamıştım. Aynaya baktığım kişiden rahatsızlık duyuyordum. Arkadaşlarım hadi selfıe yapalım diyordu ve ben içimden küfrediyordum. Normalde kendimle barışık biri olmama rağmen psikolojimin de gittikçe etkilendiğini gördüm. O gün oturdum ve karar verdim. Bu bir hastalık, sen bu hastalığı yeneceksin, öyle ya da böyle. Sonrasında hepinizin hayatında illa ki bir kere dahi duyduğu, o herkesin intihar ettiren ilaç olarak tanıdığı (aslında yanlış), abartıldıkça abartılan “Roaccutane” hapı tedavisine başladım. İnanır mısınız, aşırı hassas, aşırı duygusal, ufacık şeye bile ağlayan bir insan olmama rağmen beni hiç yıpratmadı. Yüzüm günden güne sivilceleri daha da kustu, vücudumun her yeri kurudu. Bedensel olarak yıprandım. Hala sokaktaki insan bile “Yüzüne şunu kullan, aaa o hap kullanılır mı, yan etkilerinden haberin yok mu senin??” diye moralimi bozuyordu. Hepsini dinlerken sabır dedim. Cildim düzeldi mi? Düzeldi. Mutlu muyum? Çok.

Gel gelelim ki bu el alem dediğimiz kişilerin, benim hayatımı ne kadar etkilediğini, beni ne kadar üzdüğünü anladım. Lütfen arkadaşlar, kimsenin kusurunu dile getirmeyin. Kimseyi ne derece etkileyeceğinizi bilemezsiniz. O insanın ne zorluklar yaşadığını tahmin edemezsiniz, sadece sivilce konusu değil birçok konu için söylüyorum. Herkes şu dilini güzel kullanabilmeyi becerse keşke.


Kusurunuzun olduğunu düşünüyorsanız da asla o dedi, bu dedi diye değişmeyin. Siz mutlu musunuz, değil misiniz? Önemli olan tamamen bu. Siz kendinizi iyi hissettikçe zaten çözülemeyecek problem yok. Dış görünüş dediğimiz şey o kadar da ciddiye alınacak bir durum değil. Asıl ciddiye alınacak bizim karakterimiz. Güzel bir karakterle herkesi büyüleyebilirsiniz.

Kusurlarınız için mahcup olmayın, kimseye mükemmellik borcunuz yok.

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

©2020, Sena Boran tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page